KONU REHBERİ
Risk sigortacıdan reasüröre nasıl geçiyor?
Devrin iki temel biçimi vardır ve ikisi bambaşka işler görür. Trete, sigortacı ile reasürör arasında önceden kurulmuş bir çerçeve anlaşmasıdır: belirlenen portföye giren her risk, tek tek sorulmadan otomatik olarak paylaşılır. Fakültatif devir ise tek bir riskin, kendi başına pazarlık edilerek devredilmesidir; büyük bir rafineri, bir uçak filosu ya da alışılmadık bir sorumluluk riski böyle yerleştirilir.
Trete içinde de iki ayrı paylaşım mantığı çalışır. Oransal yapılarda sigortacı ve reasürör her poliçeyi baştan belirlenmiş bir oranla paylaşır; prim de hasar da aynı oranda bölünür. Oransal olmayan yapılarda ise reasürör belirli bir tutarın üstünde kalan kısmı üstlenir — küçük hasarların tamamı sigortacıda kalır, reasürör yalnızca eşiği aşan büyük olaylarda devreye girer. Katastrofik riskler için kullanılan koruma tipik olarak bu ikinci ailedendir.
- Trete: önceden anlaşılmış çerçeve; portföye giren risk otomatik paylaşılır, tek tek onay istenmez.
- Fakültatif: tek riskin ayrıca pazarlık edilerek yerleştirilmesi; büyük ve özel işler için.
- Oransal: prim ve hasar baştan belirlenmiş bir oranla bölünür.
- Oransal olmayan: reasürör yalnızca belirlenen eşiğin üstündeki kısmı öder; afet korumasının temel biçimi.
Reasürörün de bir reasürörü var
Zincir reasüransta bitmez. Reasürör de üstlendiği yükün bir kısmını başka şirketlere devreder; bu ikinci devrin adı retrosesyondur. Amaç aynıdır: tek bir olayın tek bir bilançoyu yıkmasını engellemek. Sonuçta bir Türkiye'deki konutun deprem riski, birbirini hiç görmemiş çok sayıda bilançoya ince ince dağılmış olur.
Bu dağılımın bir de gölge tarafı vardır. Zincir uzadıkça, aynı riskin farklı halkalarda tekrar tekrar üstlenilmesi ihtimali doğar ve kimin ne kadar riske maruz olduğu bulanıklaşır. Sektörün bu yüzden birikim takibine bu kadar önem vermesinin sebebi budur: riski dağıtmak, riski kaybetmekle aynı şey değildir.
Reasürans fiyatı Türkiye'deki poliçeye nasıl geçiyor?
Reasürans, küresel sermayenin risk iştahının fiyatlandığı yerdir ve bu iştah dalgalanır. Dünyanın herhangi bir yerinde büyük bir afet yaşandığında, ödenen tazminatlar sermayeyi eritir; ertesi yenileme döneminde kapasite azalır ve fiyat yükselir. Yükselen reasürans maliyeti, o riski taşıyan yerel sigortacının maliyet tabanına doğrudan girer.
Bu yüzden Türkiye'de bir konut ya da işyeri poliçesinin fiyatı yalnızca Türkiye'deki hasar geçmişiyle açıklanamaz. Deprem teminatının fiyatı, sermayenin o dönemdeki genel risk iştahına ve Türkiye'nin bu iştah içindeki yerine bağlıdır. Yerli kapasitenin — Milli Reasürans ve Türk Reasürans gibi yapıların — önemi tam olarak burada ortaya çıkar: küresel dalgalanmanın yerel fiyata geçişini bir miktar yumuşatırlar.
Sigortalı reasüransı neden bilmeli?
Sigortalı reasürörle hiçbir zaman muhatap olmaz; sözleşmesi kendi sigortacısıyladır ve tazminatını ondan alır. Yine de reasüransın durumu üç noktada doğrudan sigortalıya dokunur: fiyat, kapasite ve teminat genişliği. Reasürans piyasası daraldığında yalnızca fiyat artmaz — bazı riskler için teminat bulmak da zorlaşır, muafiyetler yükselir, kimi klozlar poliçeden çıkar.
Bu, özellikle büyük ve alışılmadık riskler için pratik bir sonuç doğurur: teminatın mevcut olduğu dönemde yapılan bir yenileme, piyasa daraldıktan sonra yapılana göre çok farklı bir poliçe verir. Kurumsal tarafta yenileme takviminin yönetilmesi bu yüzden teknik bir konu değil, stratejik bir karardır.
Türkiye'de yerli reasürans kapasitesi ne işe yarıyor?
Yerli kapasitenin ilk işlevi döviz ve fiyat istikrarıdır. Riskin tamamı yurt dışına devredildiğinde, maliyet de kur da dışarıda belirlenir. Yerli reasürör devrede olduğunda primin bir kısmı ülke içinde kalır ve fiyatlamada yerel hasar deneyimi daha fazla ağırlık taşır.
İkinci işlev, piyasanın daraldığı dönemlerde teminatın hiç bulunamaması riskine karşı bir taban oluşturmaktır. Küresel reasürörlerin belirli bir coğrafyadan ya da riskten çekildiği dönemlerde, yerli kapasite o boşluğun tamamını doldurmasa bile sistemin durmasını engeller. Bu işlev normal zamanlarda görünmez; değeri yalnızca kriz anında ölçülür.
Arşivden nereden başlamalı?
Temelden başlamak için reasüransın ne olduğunu ve neden vazgeçilmez olduğunu anlatan bölüm doğru giriş noktası. Ardından yerli kapasitenin iki ayağını dinlemek anlamlı: reasüransın güvenin altyapısı olduğunu anlatan bölüm ve Türk Reasürans ekosisteminin nasıl kurulduğunu konuşan bölüm.
Küresel piyasanın yerel fiyata geçişini görmek için küresel sigorta piyasalarının durumunu ele alan bölüm; jeopolitik gerilimin teminat üzerindeki etkisi için denizcilik sigortasına etkiyi konuşan bölüm iyi birer örnek. Özel risklerin nasıl yerleştirildiğini ise yurt dışı müteahhitlik projelerini anlatan bölüm gösteriyor.














