AYRINTILI AÇIKLAMA
Birikim riski nasıl çalışır?
Sigortacılık normalde büyük sayılar kanunuyla çalışır: hasarlar birbirinden bağımsız gerçekleşir ve ortalama öngörülebilir olur. Birikim riski bu varsayımı bozar; aynı fay hattındaki binlerce konut, aynı limandaki yüzlerce konteyner ya da aynı bulut sağlayıcısına bağlı yüzlerce şirket tek olayda birlikte hasar görür. Bu yüzden sigortacılar bir bölgede ve bir riskte ne kadar poliçe tuttuklarını sürekli ölçer, modelleme yaptırır ve taşıyamayacakları kısmı reasüransla devreder. Kümül denilen kavram budur ve sektörün sermaye ihtiyacını belirleyen ana etkendir.
Maruziyet nasıl ölçülüyor: harita üzerinde toplama
Ölçüm, poliçeleri saymakla değil coğrafyaya yerleştirmekle başlar. Ülke, risk özelliklerine göre bölgelere ve daha küçük hücrelere ayrılır; her poliçenin sigorta bedeli adres üzerinden bu hücrelerden birine yazılır. Sonuçta ortaya çıkan tablo, tek bir hücrede toplanmış toplam bedeli gösterir ve şirketin o noktada ne kadar açık taşıdığını söyler.
Yöntemin zayıf halkası veri kalitesidir. Poliçedeki adres eksik ya da hatalıysa bedel yanlış hücreye düşer ve gerçekte var olan yığılma tabloda görünmez. Bu yüzden adres doğruluğu operasyonel bir ayrıntı değil, doğrudan bilançoyu ilgilendiren bir konudur; sektörün ortak veri altyapısının önemi de burada ortaya çıkar.
Olası azami hasar: en kötü senaryo değil, plan yapılabilir kayıp
Şirketler tüm portföyün aynı anda yok olduğu bir senaryoya göre sermaye tutmaz; böyle bir hesap hiçbir fiyatı taşınabilir kılmaz. Bunun yerine belirli bir olasılık düzeyi seçilir ve o düzeyde beklenen kayıp hesaplanır. Bu tutar, sermaye planlamasının ve satın alınacak korumanın ölçüsü hâline gelir.
Seçilen olasılık düzeyi bir risk iştahı kararıdır ve şirketten şirkete değişir. Daha uzak bir senaryoya göre korunmak daha pahalıdır; daha yakın bir senaryoya göre korunmak ise gerçekleşmesi düşük ama mümkün bir olayda şirketi açıkta bırakır. Denetimin sermaye yeterliliği üzerinden baktığı yer tam olarak bu tercih noktasıdır.
Koruma programı bu ölçünün üstüne kuruluyor
Hesaplanan tutarın tamamı şirkette kalmaz. Şirketin kendi üstünde tutacağı bir eşik belirlenir, onun üstündeki dilimler katman katman reasüransa devredilir; her katmanın kendi kapasitesi ve fiyatı vardır. Bir afet katmanları tükettiğinde, kalan yıl için korumanın yeniden yükseltilmesi ayrıca ücretlendirilir.
Zincir burada bitmez: reasürörün kendi üstünde biriken yükü devrettiği bir üst halka daha vardır ve buna retrosesyon denir. Milli Reasürans Genel Müdürü Fikret Utku Özdemir ve Türk Reasürans Genel Müdürü V. Özgür Bülent Koç, yerli kapasitenin bu zincirin neresinde durduğunu ve neden korunması gerektiğini anlatıyor.
Afet dışı yığılmalar: aynı mekanizma, farklı tehlike
Yığılma yalnızca coğrafi değildir. Yüzlerce şirketin aynı bulut sağlayıcısını, aynı ödeme altyapısını ya da aynı yazılım bileşenini kullanması, tek bir kesintide çok sayıda poliçeyi birlikte tetikler; siber riskte birikim, fay hattının dijital karşılığıdır. Sigortacı için sorun saldırının kendisi değil, aynı anda kaç sigortalının etkileneceğidir.
Fiziksel dünyada da benzeri vardır: tek bir limanda bekleyen yüzlerce yükün, tek bir sanayi bölgesinde toplanmış tesislerin ya da tek bir tedarikçiye bağlanmış üretim zincirinin yarattığı yoğunlaşma. TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik, bir limanın yalnızca gemilerin yanaştığı yer olmadığını anlatırken tam bu yoğunlaşmayı tarif ediyor.
Karar masasına nasıl iniyor?
Ölçüm sonucu soyut bir rapor olarak kalmaz; doğrudan poliçe kabulüne dönüşür. Bir hücredeki kapasite dolduğunda underwriter o bölgede yeni riski ya reddeder, ya fiyatı yükseltir, ya da yalnızca daha yüksek muafiyetle kabul eder. Sigortalının aynı teminatı bir yıl önce kolayca bulup bu yıl bulamamasının teknik açıklaması çoğu zaman budur.
Bu yüzden fiyat, tek bir binanın kendi durumundan bağımsız olarak da hareket edebilir: iyi inşa edilmiş bir yapı, şirketin o bölgede taşıdığı toplam yük nedeniyle pahalı teminat bulabilir. Kurumsal tarafta bunun cevabı riski birden fazla sigortacıya bölmek ve programı erken kurmaktır.
Sık sorulan sorular
Bölgemde poliçe bulmakta zorlanıyorum, sebebi ne olabilir?
Bireysel bir olumsuzluktan çok kapasite kararı söz konusu olabilir. Bir sigortacı belirli bir bölgede taşıyabileceği toplam yükün sınırına yaklaştığında, o bölgeden yeni iş almayı durdurur ya da şartlarını ağırlaştırır. Çözüm genellikle farklı bir sigortacıya başvurmak, teminat yapısını değiştirmek veya daha yüksek muafiyetle kabul edilebilir bir yapı kurmaktır.
Reasürans yığılmayı tamamen ortadan kaldırır mı?
Kaldırmaz, taşıyıcısını değiştirir. Devredilen risk uluslararası piyasada başka bilançolarda birikir ve o piyasanın kapasitesi daraldığında fiyat her yerde birlikte yükselir. Ayrıca devrin kendisi bir karşı taraf riski doğurur: reasürörün ödeme gücü de değerlendirilmesi gereken bir kalemdir. Yığılma yönetimi bu yüzden yalnızca devir değil, aynı zamanda portföyü baştan dengeleme işidir.
Bu ölçüm sadece deprem için mi yapılıyor?
Hayır. Aynı yöntem sel, fırtına, dolu ve orman yangını için ayrı ayrı çalıştırılır, çünkü her tehlikenin etki alanı ve yoğunlaştığı bölge farklıdır. Deprem için güvenli görünen bir portföy sel açısından yoğunlaşmış olabilir. Buna siber, tedarik zinciri ve kredi tarafındaki yoğunlaşmalar eklendiğinde ölçüm, tek bir haritanın değil üst üste binen birçok haritanın okunması hâline gelir.