AYRINTILI AÇIKLAMA
Reasürans nasıl çalışır?
Hiçbir şirket bir depremin ya da dev bir fabrikanın tüm yükünü tek başına taşıyamaz. Reasürans o yükü uluslararası sermayeye dağıtır ve şirketin kapasitesini büyütür. Anlaşmalar ya belirli bir portföyün tamamını kapsar ya da yalnızca belirli bir tutarı aşan hasarlar için devreye girer. Dünyadaki reasürans fiyatı değiştiğinde Türkiye'de poliçe fiyatının da değişmesinin sebebi budur.
Saklama payı: şirket riskin ne kadarını kendinde tutar?
Her devir kararının başında bir sayı vardır: şirketin tek bir riskte kendi üzerinde tutmayı göze aldığı azami tutar. Bu tutarın altında kalan hasarın tamamı şirketin cebinden çıkar, üstü devredilen tarafa gider. Sınırı belirleyen şey sermaye büyüklüğü, portföyün dağılımı ve o branşta hasarın ne kadar oynak olduğudur.
Payını yüksek tutan şirket daha az prim devreder ve kazancın daha büyük kısmını kendinde bırakır, ama kötü bir yılda bilançosu daha çok sarsılır. Düşük tutan şirket dalgalanmayı yumuşatır, karşılığında kârın bir bölümünü dışarı verir. Bu sınır tek bir poliçenin değil portföyün kararıdır ve underwriter için hangi işin hangi limitle kabul edilebileceğini baştan çizer.
Devredilen primin bir kısmı neden geri dönüyor?
Devir tek yönlü bir para akışı değildir. Sigorta şirketi işi bulmak, poliçeyi üretmek ve tahsilatı yapmak için masraf yapmıştır; devrettiği primin bir bölümü bu masrafın karşılığı olarak komisyon adıyla ona geri döner. Devredilen portföy ne kadar iyi tanınıyorsa pazarlıkta bu oran o kadar yükselir.
İkinci bir kalem daha vardır: dönem sonunda devredilen iş beklenenden az hasar verdiyse aradaki farkın bir bölümü kâr komisyonu olarak sigorta şirketine ödenir. Bu yapı iki tarafın da aynı yöne bakmasını sağlar, çünkü kötü riski devretmenin kısa vadeli kazancı ertesi yılın yenilemesinde geri alınır.
Kapasitenin fiyatı: sert piyasa, yumuşak piyasa
Kapasite sınırsız değildir ve fiyatı bir döngü izler. Büyük afetlerin arka arkaya geldiği, sermayenin zarar gördüğü dönemlerde daralma zincirin en üstünde, retrosesyon tarafında başlar: fiyat yükselir, muafiyetler artar, bazı teminatlar kapsam dışına çıkar. Sektör bu dönemlere sert piyasa diyor.
Hasarın az, sermayenin bol olduğu dönemlerde tersi yaşanır ve pay kapmak için şartlar gevşer. Anlaşmalar yıllık yenilendiği için döngü bir takvime bağlanır; yenilemede oluşan şartlar izleyen yılın poliçelerinde limit, muafiyet ve fiyat olarak sigortalının karşısına çıkar. Fikret Utku Özdemir, Milli Reasürans üzerinden taşınan yerli kapasitenin bu geçişi neden yumuşattığını güvenin altyapısı başlığı altında anlatıyor.
Devretmek riski bitirmez: tahsil riski ve teminat
Sigortalı ile devri alan taraf arasında sözleşme yoktur. Hasar doğduğunda ödemeyi yapan sigorta şirketidir; payını sonra tahsil eder. Karşı taraf ödemezse ya da ödeyemezse bu, sigortalının değil şirketin sorunudur ve poliçeden doğan borcu ortadan kaldırmaz.
Bu yüzden karşı taraf seçmek aynı zamanda bir kredi kararıdır. Şirketler çalışacakları isimleri mali güç ölçütüne göre kurulmuş listelerden seçer, tek bir isimde yoğunlaşmaz ve gerektiğinde nakit bloke ya da teminat mektubu ister. Kapasiteyi en ucuza veren taraf, ödeme sırası geldiğinde her zaman en iyi seçenek değildir.
Brüt ve net: bilançoda devrin izi
Bir sigorta şirketinin rakamları iki kez okunur. Brüt rakam sigortalılardan alınan primin ve onlara ödenen tazminatın tamamını gösterir; net rakam ise devredilen pay düşüldükten sonra şirketin kendi üzerinde kalanı. İki tablo arasındaki fark, şirketin gerçekte ne kadar risk taşıdığını anlatır.
Aynı ayrım kombine oranda da görünür: brüt tarafı kötü, net tarafı iyi duran bir şirket riskinin büyük bölümünü dışarı vermiş demektir. Alınan komisyon da bu tabloya girdiğinden devir yalnızca bir korunma aracı değil, aynı zamanda bir gelir kalemidir.
Sigortalının poliçesinde bunun görünen yüzü
Büyük ticari risklerde poliçenin bazı satırları sigortacı ile sigortalı arasında değil, sigortacı ile kapasiteyi veren taraf arasında belirlenir. Belirli bir tutarın üstündeki işlerde teminatın kapsamı, muafiyetin düzeyi ve eklenen özel şartlar dışarıdan gelen isteklere göre yazılır.
Aynı şey hasar tarafında da geçerlidir: belirli bir eşiği aşan dosyalarda ödeme kararı öncesinde karşı tarafla mutabakat aranabilir ve bu, sürece bir adım ekler. Lockton Omni Kurumsal Sigortalar Genel Müdürü Ebru Yüksekbilgili, bu yapının neden vazgeçilmez olduğunu zincirin ucundan anlatıyor.
Sık sorulan sorular
Aynı riski birden fazla sigorta şirketinin paylaşması da bu mudur?
Hayır, o ayrı bir düzendir. Birden çok şirketin aynı poliçeyi baştan belirlenmiş oranlarla paylaştığı yapıda her şirket sigortalıya karşı kendi payından doğrudan sorumludur ve poliçede adı yazar. Burada ise sigortalının muhatabı tek bir şirkettir, devir arka planda ve ayrı bir sözleşmeyle yapılır; sigortalı çoğu zaman o sözleşmenin varlığını bilmez.
Hasarımın ödenmesi dışarıdaki bir şirketin onayına mı bağlı?
Poliçeden doğan borç sigorta şirketinindir ve ödemeyi yapmakla yükümlü olan odur. Ancak belirli bir tutarı aşan dosyalarda devir sözleşmesi, karar öncesinde bilgilendirme ve büyük dosyalarda mutabakat şartı taşıyabilir. Bu, sigortalının hakkını değiştirmez; yalnızca çok büyük dosyalarda sürecin neden bir adım uzayabildiğini açıklar.
Bunun maliyeti benim primimin neresinde duruyor?
Poliçede ayrı bir satır olarak görünmez; devredilen payın bedeli şirketin fiyat hesabına maliyet olarak girer ve prime dağılır. Bu yüzden dünyada kapasitenin pahalandığı bir dönemde, Türkiye'de hiçbir şey değişmemiş gibi görünen bir konut ya da fabrika poliçesinin fiyatı da yükselir. Konunun bütünü reasürans dosyasında toplanıyor.
Kapasiteyi veren şirket batarsa poliçem geçersiz mi olur?
Poliçe geçerliliğini korur; sigortalının muhatabı hâlâ kendi sigorta şirketidir ve tazminatı ödemek zorundadır. Karşı tarafın ödeyememesi sözleşmede değil, şirketin bilançosunda bir kayıp doğurur. Şirketlerin devri tek bir isme değil birden çok tarafa yayması ve mali güç ölçütü aramasının nedeni tam olarak budur.





